Sayı: 252 - Ortalama okuma süresi: 7 dakika (1552 kelime)

Göklerden gelen bir karar vardır: Nedir bu astroloji çılgınlığı?

Hazırlayan: Merve Us Acıoğlu

“Yıldızlara iki şekilde bakılabilir: Ya oldukları şekilde, ya da olmalarını dilediğimiz şekilde.”(Gökbilimci Carl E. Sagan)

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre “yıldız falcılığı” olarak tanımlanan astrolojinin kökeni insanlık tarihi kadar eski. Kaldı ki eski çağlara uzandığımızda gökyüzü de başlı başına insanlık için bir rehber vazifesi görmüş, hayatı düzenleyen bir araç olmuştur. Karanlık gecelerde yıldızlar aracılığıyla yön bulmadan zamanı ölçmeye değin günlük yaşamı düzenleyen pek çok bilgi, gökyüzünde saklıydı.

Dünyanın en eski uygarlıklarından Sümerler; Merkür, Satürn, Mars, Jüpiter, Venüs’ten oluşan 5 gezegeni gözlemişler ve bu beş gezegenin kendilerine özgü bir yol üzerinde gittiklerini belirlemişlerdi. Bu gezegenler, Sümerlere göre hem geleceği gösteriyor hem de tanrıların düşüncelerini insanlara aktarıyorlardı.

Her gezegenin bir anlamı vardı. Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın anlatımına göre; Jüpiter Mezopotamya kralları için uğurlu sayılırken, Mars da komşu kralları için uğurlu idi. Merkür veliahtların geleceğini gösteriyordu. Satürn bir taraftan kötü güçlerin, diğer taraftan adalet ve düzenin temsilcisi sayılıyordu. Venüs sevgi, barış ve savaşı simgeliyordu.

Gökyüzünü okuyup ona anlam veren bu “kahinlere”, en çok krallar ve yöneticiler başvuruyordu.

‘Astronomi, astrolojinin uşağı’ mı?

Bir bilim dalı olan ve gözlem, ölçüm ve matematiğe dayanan astronomi ile sıklıkla birbirine karıştırılan astroloji için yine Muazzez İlmiye Çığ, şu aktarımı yapmış:

“Astrolojik amaçla başlandığı düşünülen bu gözlemler sonucu astronomi başlamış ve zamanla birbirlerinden tamamıyla ayrılmıştır. Mezopotamyalılara göre astronomi, astrolojinin bir uşağı ve yardımcısıdır. Kepler’e göre de astroloji, saygın ve namuslu bir annenin fahişe kızıdır. İlginç olanı, Sumerlilerin görüp adlandırdıkları beş gezegenden başkasının Kepler’e kadar bulunamamış olmasıdır.”

Çağlar içinde ortaya çıkan bilimsel gelişmeler, teknolojik ilerlemeler, kapitalist üretim biçiminin yerleşmesi derken bir inanç ve yorum sistemi olan astroloji de değişti, dönüştü ve günümüzdeki biçimini aldı.

Senin burcun ne?

Günümüzde astrolojinin en görünür ve en yaygın biçimi, Zodyak sistemi üzerine kurulu olan Batı Astrolojisi. Gazetelerin günlük ve haftalık köşelerinden sosyal medyaya, özellikle de son yıllarda YouTube ve podcast mecralarına kadar geniş bir alanda kendine yer buluyor.

Astroloji artık yalnızca uzmanların ya da meraklıların alanı olmaktan çıkarak, popüler kültürün ve de sosyal ilişkilerin gündelik bir dili haline gelmiş durumda. İlk tanışmalarda ya da arkadaş sohbetlerinde söze bir anda “Senin burcun ne?” diye girilmesi neredeyse sıradanlaştı. “Aa ben de boğayım ama hiç obur değilim”, “Bu kadar disiplinliysen kesin oğlaksın”, “Çok duygusalsın, yengeç olmalısın” gibi cümleler, artık günlük dile çoktan yerleşmiş durumda.

İlginç olansa astrolojiye mesafeli duranların bile bu sembolik dili zaman zaman kullanması. “Burçlara inanmıyorum” diyen biri dahi, karşısındakini tanımlarken farkında olmadan astrolojik klişelere başvurabiliyor. Bu durum, astrolojinin yalnızca bir inanç sistemi değil, aynı zamanda insanları ve onların davranışlarını anlamlandırmak için kullanılan bir referansa dönüştüğünü gösteriyor.

Türkiye özelinde son yıllarda siyasetçilerin burçları ve hatta doğum haritaları üzerinden gelecek okuma, kimin en fazla oy alacağı gibi tahminler de televizyon ekranlarında kendine yer buluyor.

Astrolojiye neden ilgi duyarız?

Astrolojinin günümüz dünyasında yaşanan belirsizlikler, güvensiz ortam ve olağanüstü hız nedeniyle insanın anlam arayışı ihtiyacını karşıladığı söylenebilir. Bizim yerimize herhangi bir öngörüde bulunan birilerinin varlığı, içinden çıkılmaz durumları, kaygılarımızı hafifletebilir.

Özellikle savaşlar, pandemi ve ekonomik çöküş gibi dönemlerde astrolojiye ilginin arttığı bilinen bir gerçek.

Doç. Dr. Gülenay Pınarbaşı, yeni medya araçlarının gelişmesiyle astrolojinin bir fenomen halini aldığını belirterek, “İnsan bir çıkmazda, bir manevi rehber arıyor geleceğiyle ilgili. Geleceğe ışık tutmak istiyor, bunu da biraz anlayabilmek lazım. Modern insanın bu çıkmazı içinde bir kaçış noktası aramasıyla da ilişki içindediyor.

“Astrolojinin Bilimle İmtihanı” kitabının yazarı Tevfik Uyar ise astrolojinin insanların birçok ihtiyacına hitap ettiğini ifade ederek, astrolojinin ürettiği söylemin, beyaz yakalı plaza çalışanı için kariyer, aşk hayatı gibi heyecanlı konular olduğunu ve hiçbir zaman Giresun Görele’de bir köydeki fındık toplayan teyze için anlatacağı bir şey olmadığını savunuyor.

Kehanetleri tutuyor mu?

Astrologlar 1524 yılında büyük bir sel felaketi yaşanacağına dair öngörüde bulundukları zaman neredeyse bütün Avrupa paniğe kapıldı. Ne var ki, öngörülen tufan gerçekleşmedi ve astrologlar astrolojiyi savunmak zorunda kaldı."

Astrologların öngörülerinin tutup tutmadığını anlamak için Babil’e kadar gitmeye gerek yok sanırım, kim bilir belki de o zamanlar haklı çıktıkları oluyordu…

Türkiye’ye baktığımızda dönem dönem öngörüler değişse de son yıllarda en çok tekrar eden konunun “deprem” olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Özellikle de 6 Şubat depremlerinin ardından yaşananlarla birlikte, olası büyük İstanbul depremine ilişkin felaket senaryoları, depremin zamanı gibi tahminler art arda sıralandı.

2024’te ise Türkiye’nin dünyayı yöneteceğini söyleyenler bile oldu

‘Fala inanma falsız kalma’

Hiçbir bilimsel dayanağı olmayan astrolojiye inanmasak da bu yıl da onlarsız yapamadık, 2026 için de ne dediler merak ettik, baktık. Akışta kalmak yerine harekete geçeceğimiz bir yıla girdiğimizi belirten “ünlü astrolog” Dinçer Güner, kısaca şunları söyledi:

  • Mevcut ideolojilerin sorgulanmasına ve radikal yeni fikirlerin ortaya çıkmasına tanık olabiliriz.

  • 27 Ocak 2026’da Neptün’ün Koç burcuna geçmesi, medeniyetin yapısal formatının baştan başlatılması anlamına geliyor.

  • Şubat 2026’da Satürn ve Neptün’ün 0 derece Koç’ta kavuşması, yaklaşık 360 yıllık döngülerin kapanıp açılmasına işaret ediyor; bu sadece siyasi değil, küresel ölçekte bir reset anlamı taşıyor.

  • Savaşların doğası değişebilir: cephe savaşları yerini hibrit, siber ya da biyolojik savaşlara bırakabilir; düşman görünmez hale gelebilir.

  • Su kaynakları ve okyanus sınırları yeni çatışma alanları olabilir; “su yeni petrol olabilir”.

  • Kuraklık ve tarım için elverişsiz koşullar artabilir, iklim kriziyle ilgili sert önlemler ve cezalar gündeme gelebilir.

‘Ocak ve şubat büyük dönüşümlere işaret ediyor’

Yine bir başka “ünlü astrolog” Hande Kazanova da katıldığı bir televizyon programında ocak ve şubat aylarının “büyük dönüşümlere” işaret ettiğini belirtti.

Öner Döşer ise aynı yayında daha iddialı ifadelerde bulunarak “savaş” temalı astrolojik etkilerin söz konusu olduğunu ve askeri konular, uluslararası uzlaşmazlıklar ve potansiyel iç savaş döngülerinin gökyüzü haritasında görüldüğünü dile getirdi.

‘Dünya haritası yeniden çizilecek’

Astrolog Jessica Adams ise 2026’da dünya haritasında önemli sınır değişimlerinin ve uzun süren çatışmaların yaşanabileceğini ileri sürüyor. İsrail–Hamas çatışmasının üç aşamalı sona ereceğini belirten Adams, “İsrail ve Hamas arasındaki savaş üç aşamada sona erecek, bu nedenle barış konusundaki kafa karışıklığı Ocak 2026'da sona erecek. Savaşın gerçekten ağır yükü 14 Şubat civarında ortadan kalkacak ve ardından her şey 26 Temmuz civarında tamamen sona erecek” diyor.

Rusya ve Ukrayna Savaşı’na da değinen Adams, “Dünya haritasının çok ani bir şekilde yeniden çizildiğini göreceğiz” tahmininde bulunarak, bu değişimin 2033 yılına kadar süreceğini iddia ediyor.

‘Beni bırak göğe bakalım’

Şair Turgut Uyar’ın dizeleri, astrolojik tahminde bulunmak için değil sevinmek için “İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım” der.

Yıldızlar binlerce yıldır aynı yerde duruyor; değişen, onlara bakarken insanın ne aradığı. Kimi zaman yön bulmak, kimi zaman kaderini öğrenmek, kimi zaman da belirsizliğin ağırlığını hafifletmek için göğe bakıyoruz.

Astroloji ne bilimin yerini alıyor ne de bütünüyle hayatımızdan çıkıyor. Çünkü mesele yıldızların gerçekten ne söylediğinden çok, bizim onlardan ne duymaya ihtiyaç duyduğumuzla ilgili. Belki de Carl Sagan’ın işaret ettiği gibi, yıldızlara bakarken aslında evreni değil, kendimizi okuyoruz.

gündem

ABD’nin hava saldırısı sonucu Venezuela’dan çıkardığı Devlet Başkanı Maduro ve eşi, New York’a götürüldü. ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, Maduro'nun "uyuşturucu ve silah kaçakçılığı suçlamalarıyla" yargılanacağını duyurdu.

Tüm dünya, ABD’nin Venezuela’ya yönelik müdahalesini konuşuyor. Bu durum Türkiye’de de geniş yankı buldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “dostum” dediği Venezuela Devlet Başkanı Maduro hakkında henüz sessizliğini korurken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise “15 Temmuz 2016’da Türk Milleti’nin iradesiyle sonuç alamayan ABD, bugün Venezuela’da benzer bir yöntemi devreye sokmuştur” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’a Venezuela sessizliğinden dolayı tepki göstermesine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dan yanıt geldi. Yılmaz, “Dış politika; ana muhalefetin hezeyanlarına, gündelik yaklaşımlarına ve sorumsuz açıklamalarına göre değil, ilkelerin ve gerçeklerin sentezlendiği, milli menfaatlerimizi esas alarak, akılla yönetilen özellikli bir alandır” dedi.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Türkiye’nin Venezuela’da yaşanalara ilişkin tavrını eleştirerek, “İlkesiz politikalar ve şahsi angajmanlarla ülkemizi yönetenlerin, bu tür küresel kırılma anlarında söyleyecek sözü kalmamış; Türkiye’nin sesi cılız çıkmıştır. Bu tablo, ülkemizin itibarına zarar vermektedir” açıklamasını yaptı.

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), 10 Mart Mutabakatı’na ilişkin Mazlum Abdi liderliğindeki üst düzey bir heyetin, Şam’da Suriye hükümeti yetkilileriyle görüşmelere başladığını duyurdu.

ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşine yönelik kaçırma operasyonunun ardından Beyaz Saray'ın resmi X hesabından “No Games, FAFO” paylaşımı yapıldı. Açılımı, “Fuck Around, Find Out” olan FAFO, argo bir ifade olarak biliniyor. Türkçe'ye ise “Bulaşırsan başına iş alırsın”, “Eden bulur” gibi ifadelerle çevriliyor.

The New York Times’ta yer alan bir habere göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela Devlet Başkanı Maduro’ya 23 Aralık’ta Türkiye’ye gitmesini söylediği öne sürüldü. Maduro bu teklifi yerine getirmeyince, 25 Aralık’ta operasyon için düğmeye basıldı.

İsviçre’de yılbaşı gecesi bir barda çıkan yangında yaşamını yitiren 16 kişinin daha kimliği belirlendi. Buna göre söz konusu faciada hayatını kaybedenler arasında 18 yaşında bir Türk vatandaşının da bulunduğu açıklandı.

Venezuela’daki siyasi süreç, kripto para piyasalarını da etkiledi. Bitcoin, bu sabah saatlerinde 91 bin dolar seviyesinin üzerine çıkarak 2026'nın başındaki toparlanmasını sürdürdü.

Meclis’te bu hafta trafik cezalarının artırılmasına yönelik düzenlemeleri de içeren Karayolları Trafik Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşülecek. Alkollü araç kullanmak, trafikte kavga ve saldırı, şehir içi hız limiti aşma, kırmızı ışıkta geçme, ambulans ve itfaiye gibi araçlara yol vermeme gibi ihlallere yönelik cezalara ağır yaptırımlar getirilmesi öngörülüyor.

Bedri Usta Kebap’ın Kalamış'taki şubesinde yemek yiyen bir müşteri, fahiş hesap alındığı iddiasında bulundu. İşletmenin sahibi Bedrettin Aydoğdu'nun bu durum üzerine yaptığı paylaşım ise tartışmayı büyüttü. Bunun üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Aydoğdu hakkında re'sen soruşturma başlattı.

💊 pazar önerileri

  • Kapsül Business 224. Sayısı

  • Gazeteci Erkin Öncan, Venezuela’da neler olduğunu, yaşananların ne getireceğini değerlendirdi.

  • İstanbul ocak ayı etkinlik rehberi

gitmeden önce

Kapsül’ün misyonu, sizlere objektif, bağımsız, doğrulanmış ve onaylanmış haber içeriği sağlamaktır. Hiçbir siyasi parti, vakıf ve dernek ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkisi yoktur, destekleriniz bizim için çok değerli.

☕️ Bültenlerimizi beğeniyorsanız bizi destekleyebilir ya da ekibimize kahve ısmarlayabilirsiniz.

📣 Sponsor olmak bize ulaşın.

Keep Reading

No posts found